
Tanju Özcan’ın tutuklanmasının ardından sıra Mansur Yavaş’a mı geliyor? Vaziyet alın, ortalık karışacak. Mutlak Butlan öncesi son dönemeçte CHP üzerine öngörülerimi dikkatle okuyun. #CHP #ÖzgürÖzel #TanjuÖzcan #MansurYavaş #KemalKılıçdaroğlu
İddialı bir cümle biliyorum İmamoğlu için feda edildiğini söylemek. Ekonomik zorluklarla birlikte Cumhur İttifakının halka kendisini ifade edemeyeceğini bilen Özgür Özel’in, partilileri sürekli eylemden eyleme sürüklediğine bakmayın siz. Madalyonun ardında öyle hesaplar var ki; dün iddialarıma itiraz edip sonrasında “haklı çıktın yine” demeleriniz gibi bir şeyler var gardropların gizli çekmecelerinde.
Ekrem İmamoğlu’nun başına öyle işler açtığını görüyoruz ki yargılandığı dosyalardan, hepsinden beraat alsa bile aday olamayacağı ortada. Bakmayın siz CHP üst yönetiminin söylemlerine. Özgür Özel’in ajandasında neler olduğunu irdeleyeyim birazcık.
Kılıçdaroğlu’nun yaratmış olduğu dikta yönetim anlayışı ile kafasını kaldıranın kulağından tutulup kapı önüne konma riskini göğüsleme cesareti gösteremeyen Özgür Özel’in Kılıçdaroğlu’nu kurultayda İmamoğlu’nu yanına çekmeden kazanamayacağını biliyordu. İmamoğlu’nun ağzına da Cumhurbaşkanı Adaylığı balı sürülünce, KK karşıtlığı üzerine ittifak kuruluvermişti ve yargıya yansıyan iddialara göre kurultayda döndürülmedik hadise kalmadığı öğreniyoruz ulusal medyada yaşanan tartışmalardan. Nasıl olsa İmamoğlu’nun kendisini harcatmak üzere tonla şaibe ortamı yaratılmıştı. Sıra ince ayar hesaplaşmalarda.

İmamoğlu’nun harcanması sonrasında otomasyon aday CHP için Mansur Yavaş’tan başka isim olamazdı. Haliyle hem yandaş medya hem de fondaş medya unsurları bunu dile getirmeye başladı. Ancak Mansur Yavaş’ın adaylığını CHP tabanı kabul etmez algısı da ardından oluşturuldu. Mansur Yavaş’ın da basına verdiği demeçlerde “talep oluşursa düşünürüz” sözleri, birilerinin ajandalarında harcanma riskine hakim oluşundan kaynaklı aslında. Bugün bir şeyleri açık açık konuşamasa da bir gün masayı devirirse kimse şaşırmasın.

Asla değildi. Üç harfli marketler ile olan sürtüşmesini Bolu’yu bırakın Türkiye biliyordu. Medya yüzü geniş olan ve de toplumda karşılığı bulunan Tanju Özcan’ın yargı odağında da olduğunu görmezden kimse gelemez. Hele hele CHP yönetiminin UFO görmüş köylü misali tavırları hiç de inandırıcı değil. Mansur Yavaş’a uzanacak ise bir takım hadiseler, öncelikle Tanju Özcan’ın oyun dışı kalması şart. Hatta Muharrem İnce’nin de birkaç güne görürsünüz game over edilişine tanıklık edersiniz.
Özgür Özel’in kurduğunu düşündüğüm planlarında sıra sıra kurban edilenler olacak ve alternatifsiz tek aday olarak Cumhurbaşkanı adayı olarak sahneye çıkması bir hayal değil, en başından beri var olduğunu düşündüğüm projeydi. Lakin Mutlak Butlan davası Özgür Özel’in de eminim ki hevesini kaçırıyordur. Mahkemenin önce reddedişi akabinde geri iade edilişi dava sürecinin hangi evreye dönüşeceğinin sinyallerini vermiş oldu. Bekleyin, izleyin. Söylemlerimin bir bir çıkması sonrasında öngörülerimin mesnetsiz olmadığını göreceksiniz.
Kemal Kılıçdaroğlu CHP için gelmiş geçmiş en başarısız genel başkan sözümde haksız olmadığımı herkese bin defa ispat ederim. Bu noktada Cumhurbaşkanı adaylığı sürecinde Kılıçdaroğlu ile ilgili yaptığım eleştiriler noktasında bir çok CHP’li arkadaşım beni eleştirdiklerinde, “3-4 ay sonra partiden yollamak için birbiriniz ile yarışacaksınız” sözlerimi de doğrulayışlarını Türkiye izledi. İmamoğlu’nun tutuklanma süreçlerinde, Tanju Özcan’ın gözaltı ve tutukluluk sürecinde Kılıçdaroğlu ve Kılıçdaroğlu’nun prensleri olarak bilinen isimlerden bir reaksiyon neden gelemedi? Örneğin Balıkesir milletvekilleri ve il başkanı Tanju Özcan’a destek açıklamaları yaparken BBB Başkanı Ahmet Akın’dan bu konuda tek bir açıklama geldi mi? Herkesin vaktini beklediği bir şeyler var. İyi analiz yapın bence. Ocu, bucu olmadan düşünün ve sorgulayın derim. Kılıçdaroğlu partinin başına geçeceği günün eşiğinde ince ince hesaplarını yaparken bugün CHP yönetiminde borusunu öttürdüğünü zannedenlerin de eminim ki uykuları kaçıyordur.
Başta ekonominin berbat ötesi haliyle yaşanan ekonomik krizler, dizginlenemeyen döviz ve akaryakıt fiyatları, sokaklarda konuşmaktan çekinmeyen emeklilerin hali ortada. Böylesi bir Türkiye gerçeği ile girilen yerel seçimlerde sürpriz olarak 1. parti konumuna gelinmedi aslında. Bu Ak Parti içinde güç zehirlenmesi yaşayanların, partiye değer katmayıp partiden güç alarak zalimleşenlerden sandıkta alınan bir hınçtı. Ak Parti bu tabloyu okurken biraz zorlandı ancak kendi gerçekleriyle yüzleşti. Bu fikre nereden varıyorsun diye merak edenler olabilir aranızda. Düne kadar besledikleri algıcı çalgıcı medyanın Ak Parti genel merkezine tuzak kurarcasına yaptıkları yayınlarla öne çıkarıp yaldızlayarak öne çıkardığı kim var ise hepsi patladı sandıklarda. Genel merkez yanlışın ekonomi meselesi olduğunu düşünüyordu ki, meselenin sadece ekonomi merkezli olmadığını fark etti. O andan beri de bu avaneleri kamuoyu gözünde rezil etmedi ama giyecekleri bir hırka da vermedi bunlara. Şimdilerde dünün besleme tayfaları bazı yaldızlama faaliyetlerine bürünür gibi olsa da, Ankara’da Ak Parti genel merkezinde kıymet-i harbiyesi zerre bulunmamakta. Vilayetimiz için de kontürmatikçi oldukları aşikar hal almış bazı cenahların algı hamlelerine artık Kadir bile İnanır olamıyor işte. Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili benim bile eleştirdiğim Devlet Bahçeli’nin çıkışları Ak Parti’nin projeyi uzun soluklu yürütmeye hazır olduğunu göstermekte. Halka alıştıra alıştıra, gelebilecek tepkileri absorbe ede ede bu süreci sürdüreceğinin güvenini vermekte. DEM içinde kendilerine beyaz Kürtler denen bazı odakların süreci sabote etmek maksadıyla aykırı çıkışlarına rağmen, bu sürecin hem ülkenin hem de kendi siyasi bekaları için tamamına erdirilmesi gereken süreç olduğunu biliyorlar. Pekala CHP bu süreçte ne yapıyor? Tabanını konsolide etmek için İmamoğlu için protesto eylemleriyle meşgul edip, AB ülkelerinden kendilerine gelmeyen destekden dolayı şikayet etmekle meşguller. CHP tabanındaki insanlar bile İmamoğlu konusunda samimiyet kalmadığını değerlendirmekteler. Özgür Özel’in hayallerinin ne olduğu da aşikar olunca, dün istenmeyen adam ilan edilen Kılıçdaroğlu’na hoş geldin paşam diyecek o kadar kesim var ki CHP’de, işte o an geldiğinde patates gibi ortadan yarılan bir CHP göreceğiz ülkecek.

Kitabın ortasından konuşurcasına anlatmaya çalıştım. Daha girmem gereken ama bugün girmek istemediğim o kadar çok detay var ki; vakti geldikçe anlatırız kimi zaman makalelerimde kimi zaman da yapacağım canlı yayınlarda.
The final kısmına gelirsek de, şu meşhur söz ile tamamlayayım son cümlemi; “Yaşattığını yaşamadan son nefesini vermez insan”. Kılıçdaroğlu’na dün manevra yaparak bir yerlere gelenler, yarın aynısını belki de beterini yaşayarak olacaklar yerlerinden.
Demedi deme İbrahim…



YAZARLAR
7 dakika önceHABER
6 saat önceHABER
6 saat önceHABER
7 saat önceHABER
7 saat önce
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.