
Bundan yıllar önce ABD Dış işleri bakanı olarak Türkiye’de gelen Condalize Rice Türkiye’de katıldığı TV programında aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 22 ülkenin sınırları değişecek demişti. 21. Ülke İran’ı bekleyen kader ne olacak? Son dönemeci tarihe tanıklık ederek göreceğiz.
İran’ın demografik yapısı oldukça ilginçtir. Güneydoğusunda ağırlıklı bulunan Beluciler kendilerini Kürt olarak tanımlamaktadır. Hamaney’in ölümü sonrasında ortalık sakinler sakinlemez fitili ilk ateşelenecek bölge Beluciler’in yaşadığı bölge olacaktır.
Ülkenin güney batısında ağırlıklı olan Arapların Acemlerle çatıştırılma senaryosu önceden de devreye sokulmuş, devrim muhafızlarının baskılamasıyla süreç dondurulmuştu. Şianın Irak güneyinde de etki gücünün yüksek olmasından kaynaklı olarak İran’da çıkarılacak bir kıvılcımın hem İran’da hem de Irak’ta yıkıcı etkileri olacaktır.
Azeri nüfusun yıllardan beridir Azerbaycan ile birleşme hayalleri gizli saklı bir durum değildir. Bu tarihsel bir döngüye dönüşerek İran’ın bölünme sürecini hızlandıracak en kritik hususlardan biri olarak ortada durmaktadır.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın halk üzerinde oluşturduğu sempati uluslararası camiada da bilinse de Pezeşkiyan’ın ağırlığı ülkeyi bir arada tutmaya yetmeyecektir.

İran’a yapılan saldırıların yıllardan beridir sistematik hale gelişinin en önemli temelini nükleer faaliyetler olarak gündeme getirseler de, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinde henüz nükleer bomba üretebilecek seviyede olmadığı bir gerçektir. Buna rağmen neden nükleer bahanesi öne sürülmekte? Siyonist ve emperyalist güçler İran’a Çin ile enerji konusunda stratejik ortak olduğun için vuruyoruz diyemezler ki..! Rusya ile enerji yönünden birlikteliği söz konusu bile olmamıştır. Askeri strateji noktasında ortaklıklar hayata geçirilse de, Rusya İran’ı her askeri müdahalede yalnız bırakmıştır.
Ükenin doğu sınırının Afganistan ile olması Hamaney’in ölümü sonrasında ciddi risk haline büründü. Çünkü Afganistan’daki yönetimin ABD çıkarları için her şeyi yapmaya hazır oldukları bilinen gerçektir. İsrail ve ABD İran projelerini hayata geçirirken kendilerine maşalık yapacak sözde ülkeler ve o ülkeleri yöneten işbirlikçileri boş durmayacaklardır. Daha dün Afganistan’ın Pakistan ile çatışması bile tesadüf değildir. Hindistan’a ciddi şamarlayan Pakistan’ın odağını İran’ın bütünlüğüne veya Hindistan üzerine yoğunlaştırmaması için Afganistan yönetimi kullanışlı bir arguman olarak verilen vazifeyi yerine getirecektir.
Öncelikle İran’ın toprak bütünlüğünü korumaya çalışacağız ancak buna muvaffak olabilecekmiyiz? Bunu zaman gösterecek. Çünkü bir türlü Hava Kuvvetlerimizin güçlenmemesi için sürekli yokuş yapan ABD ve İsrail’in yarınlarda daha operasyonel Türkiye’yi karşılarında görmek istemediğini biliyoruz. Eldeki mevcut hava gücümüz ile de Suriye’yi mi muhafaza altında tutacağız, Akdeniz’deki menfaatlerimizi mi koruyacağız yoksa parçalanmanın eşiğindeki 21. ülke olan İran’ın toprak bütünlüğünü mü sağlayacağız. Nihayetinde BOP’un hedefindeki 22. ülke konumumuzda bir değişiklik yok. İsrail ve ABD işbirliğinin İran projesini tamamladıktan sonra gözlerini Anadolu’ya dikeceklerini söylemek bir bilgelik değil yarınlara yönelik planların anlatımıdır. Durduk yere iç cephe söylemlerinin, imralıdaki terör örgütü elebaşısının statülendirilmesi gerektiğine varan sözlerin, kurucu önder denilerek kutsama söylemlerinin ardında yarınların asıl hedefi biz olacağımız gerçeği bulunmaktadır.
İran topraklarında tabiri caiz ise borusu en çok ötecek ülke her haliyle Türkiye olabilir. Azerbaycan ile geliştirilen ilişkiler sayesinde, İran’daki Azeriler ve Türkmenlerin İran’ın toprak bütünlüğünü sağlanması için herhangi kalkışma içinde yer almaması ve olası provokasyonlarda tuzağa çekilmemesi için hem devlet otorite gücüyle hem de bölgede istihbari faaliyetleri derinleştirmesiyle bu mümkün olabilir. Burada Acem yönetiminin yani hakim olan molla idaresinin Türkiye ile gerçekten işbirliği yapması mümkün olursa, BOP projesi ÇÖP olabilir. Bu her ne kadar molla rejiminin irade zayıflığına dönüşmesi anlamı taşısa da, ülkelerinin bölünmesini engellemek istiyorlarsa, Türkiye ile yakın işbirliği içinde olma zorunlulukları ortadadır. Molla idaresi eğer Türkiye ile işbirliğine gitmez ise binlerce yıllık devlet aklına sahip Türk Devlet geleneği, bölgede otorite boşluğu yaratılmaması için mücadelesini verecek ve gerekirse kendi nüfus egemenliğini tesis edecektir, etmek zorundadır. Çünkü sahipsiz bırakılan her mevzi siyonizmin kalesine dönüştürülecektir.

Epstein dosyasıyla köşeye sıkıştırılan Trump siyasi hayatının belki de sırat sürecinde şu anda. Yönettiği ABD’nin yeni dünya düzeni ile darmadağın olması çakılacak bir kıvılcıma bakıyor. Çin’in ekonomik üstünlüğünü ya kıracak ya da ABD’nin kırımdan geçmesine müdahale bile edemeyecek. Çin ile askeri çatışma ortamına girecek güçte olmadığı için lokal çatışmalarla Çin’i köşeye sıkıştırma stratejisinin sürdürülebilirliği de ciddi tartışmalara sebep. Çünkü Venezuela gibi İran gibi ülkelerde çeşitli projeleri hayata geçirerek geçici kazanımlar elde edilebilir ancak bu yarınların ana belirleyici unsuru olamaz. Çin petrol ihtiyacını gerekirse Rusya üzerinden tedarik yoluna gider ve enerji sorununu krize dönüştürmeden geçiştirebilir ancak Çin’in orta asya ve Afrika üzerindeki hatta güney Amerika üzerindeki planlarını geliştirmesi durumunda ne ABD’nin ne de İsrail’in direnme şansı kalmayacaktır.
İran’ın yarınları üzerine yaptığım değerlendirmelerin haftaya yansımalarını da analiz edeceğim.



HABER
23 saat önceSPOR
1 gün önceHABER
1 gün önceHABER
2 gün önceHABER
2 gün önceHABER
2 gün önceHABER
3 gün önce
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.