Çocukken aynaya baktığımızda tereddüt etmezdik.
Aynadaki kişi bizdik. Saf, filtresiz, korkusuz.
Yıllar geçti.
Her gün aynaya baktık ama bir gün geldi ki, o yansıma bize yabancılaştı. Yüz aynıydı belki ama ruh başkaydı. Gözler tanıdıktı fakat içindeki ifade değişmişti.
Peki ne oldu?
Ne zaman kendimiz olmaktan bu kadar uzaklaştık?
Bize küçük yaşlardan itibaren şunlar öğretildi:
Ama kimse şunu öğretmedi:
Kendin olmak en büyük özgürlüktür.
“Ben şimdi hayır dersem kırılır mı?”
“Böyle davranırsam ayıplanır mıyım?”
Bu sorular, zamanla kimliğimizin yerine geçti. Gülüşümüzü yarıda kestik. Fikirlerimizi yuttuk. İsteklerimizi erteledik. Çünkü ilişkilerde kimlik kaybı yaşamamak yerine, kabul görmek daha güvenli geldi.
Oysa özgüven, başkalarını memnun etmekten değil; kendi sınırlarını net çizmekten doğar.
Yıllar önce bir hanım danışanım şöyle demişti:
“Bu saç renginden bıktım artık.”
“Neden?” diye sordum.
“Eşim beğenmiyor, yıllardır onun istediği renge boyuyorum.”
Bir an durdum.
“Eşiniz saçınızı kesip kendi mi kullanıyor?” dedim.
Şaşırdı.
Toparlamak zorunda kaldım:
“Bu saç sizin. Peki saç renginizi neden bir başkası belirliyor? Siz istediniz diye o saçını sıfıra kestirir mi?”
Bu örnek basit gibi görünür. Ama mesele saç değil.
Mesele sınır koymak.
Saçtan başlayan müdahale, kıyafete uzanır.
Kıyafetten yaşam tarzına.
Oradan düşünceye.
Ve bir gün aynaya baktığınızda gördüğünüz kişi, size benzeyen ama siz olmayan biridir.
Çünkü kaybetmekten korkuyoruz.
Onay alamamaktan korkuyoruz.
Sevilmemekten korkuyoruz.
Oysa bireysel özgürlük, kimseye zarar vermeden kendi tercihlerinin arkasında durabilmektir.
Kendin olma cesareti, en başta “hayır” diyebilme gücüdür.
Unutmayın:
Sınırlarınız yoksa, herkes hayatınıza müdahale edebilir.
Bugün aynaya baktığında gördüğün kişi gerçekten sen misin?
Yoksa başkalarının beklentilerinin toplamı mı?
Gülüşün sana mı ait?
Tercihlerin gerçekten senin mi?
Hayatın senin kararlarınla mı şekilleniyor?
Yoksa yıllardır süren küçük tavizler seni görünmez mi yaptı?
Bu yazı bir suçlama değil.
Bir yüzleşme çağrısı.
Çünkü kendin olma cesareti bir günde kazanılmaz.
Ama bir günde fark edilir.
Belki bugün.
Belki şu an.
Şimdi sana soruyorum:
Aynadaki kişi kim?

ULUSLARARASI
6 saat önceULUSLARARASI
6 saat önceSPOR
6 saat önceVİDEO GALERİ
7 saat önceGÜNDEM
9 saat önceULUSLARARASI
11 saat önceVİDEO GALERİ
1 gün önce